Meme Kanserinde Erken Teşhis Önemi


Meme Kanserinde Erken Teşhis Önemi
8 Eylül 2015 tarihinde eklendi, 269 kez okundu.

Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor. Özel Sevgi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burhan Tümen kanser haftası bundan dolayı yaptığı açıklamada, kanserin günümüzün en önemli sağlık problemleri arasında baş sıralarda bulunduğuna dikkat çekti. Özellikle kadınlarda meme kanserinin en yaygın görülen kanser türlerinden biri olduğunu söyleyen Op. Dr. Burhan Tümen meme kanserinin ülkemizde görülme sıklığının yüzde 8 ila 10 arasında olduğuna işaret etti. Tümen, Türkiye’de meme kanserinin öneminin Avrupa’ya oranla tam anlamıyla anlaşılamadığını ve bu nedenden dolayı de ülkemizde kadınlar arasında meme kanseri konusu ile ilgili yeteri kadar farkındalık oluşturulamadığını ifade etti.
Erken teşhisin meme kanserinde hayat kurtarıcı etken olduğunu belirten Op. Dr. Burhan Tümen, “Gelişen tıp sebebi ile tedavi seçenekleri artmış, erken tanı ile başarı sağlanmıştır. Erken tanı ile hastalıktan kurtulma şansı yüzde 95 civarındadır. Bu nedenle arken tanıda kendiliğinden meme muayenesi tarama tetkiklerini yaptırmak, belirtileri ile ilgili fikir sahibi olmak, uzman hekime müracaat oldukça önemlidir” dedi. Erken tanı için bazı etkenlere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Burhan Tümen, “15-16 yaşından sonra adetin 7 ila 10. günleri arasında ayda bir kez kendiliğinden meme muayenesi yapılmalıdır. 20-40 yaş arası kadınlar 1 ila 3 yılda bir, 40 yaş sonrasındakiler ise yılda bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir. 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi çektirilmelidir. Daha ufak yaşlarda meme ultrasonu en uygundir” şeklinde konuştu.
25 yaşındaki kadınların 20 binde 1’inde meme kanseri görülürken, 80 yaşındaki her 8 kadından birinde meme kanseri görüldüğünü, meme kanseri vakalarının bilhassa 50 yaşından sonra artış gösterdiğini ifade eden Tümen, meme kanseri için risk etkenlerini şu şekilde sıraladı:
“Aile bireylerinden birinde bilhassa birinci derecede akrabalarda over ya da meme kanserinin görülmesi ile risk artmaktadır. Meme dokusu uzun süre östrojen etkisinde kalırsa risk artmaktadır. Doğurmamış, geç doğurmuş ya da emzirmemişlerde ve menopoz sonrası kullanılan hormon tedavileri, aşırı kilo, yağlı beslenme, hayvansal gıdalar ile alkol ve sigara kullanımı da riski arttırmaktadır. Fiziksel etkinlik riski azaltmaktadır.”

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ
En sık görülen belirtinin memede ağrısız bir kitlenin ele gelmesi olduğunu söyleyen Op. Dr. Burhan Tümen, meme derisinde tahrişler veya bozulmalar; memede şişlikler, kalınlaşmalar, meme başının içeri dönmesi ve daha geç evrelerde meme cildinde portakal kabuğu manzarasının ise daha nadir görülen belirtiler olduğunu söyledi. Op. Dr. Burhan Tümen meme kanserinin tanısı ve tedavi teknikleri hakkında da şu açıklama yaptı:
“Meme kanserinde doku tanısı için 1 milimetrelik bir kitlenin dahi ultrason eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi ile hızlıca tanısı konulabilmektedir. Riski oldukça azdır. Hastanemizde gerek Genel Cerrahi Uzmanı gerekse Radyoloji Uzmanı tarafından bu prosedür yapılmaktadır. Meme kanserinin tanı konduktan sonra hangi evrede olduğunu belirlemek tedavi açısından önemlidir. 4 ana evre vardır. Doğru evreyi belirlemek için karın ultrasonu ya da tomografisi, akciğer ve beyin tomografisi ya da MR, kemik taraması, bütün vücut kemik sintigrafisi gibi tetkikler gerekebilir. Hastalık evresi ve patoloji sonucuna göre cerrahi tedavi, kemoterapi, radyoterapi, hormonal tedaviler tek başlarına ya da bir arada toplu edilerek yapılabilir. Erken evrede en etkin tedavi netlikle cerrahi tedavidir. Bu gruptaki hastalarda kanserli doku ameliyatla tam olarak çıkarıldığında yaşam şansları en yüksek hasta grubunu oluşturmaktadır. Tümör ufak ve başlangıç evresindeyse yalnızca memenin ufak bir bölümünün alınması yeterli olmaktadır. İlaveten koltuk altı lenf bezelerine atlama varsa (sentinal lenf nodulü biyopsisi yapılarak) lenf nodülleri çıkarılır. Memesinin tamamı alınmayan (meme koruyucu cerrahi yapılan) hastaların büyük bir kısmına ameliyat sonrası radyoterapi verilmesi gerekir. Ameliyat sonrası tümör dokusu patolojik incelemeye gönderilir, inceleme sonucu, tümör özelliklerine bakılıp kemoterapi kararı alınır. Kemoterapi; mikroskobik düzeyde saptanamayan kanser hücrelerinin ölmesi ve nüksetmesini engellemek amacı ile yapılmaktadır. Ayrıca tümörün küçültülmesi ve tümöre bağlı şikayetlerin azaltılması ve yaşam kalitesini arttırılması için kemoterapi tavsiye edilir.”

CERRAHİ MÜDAHALE OLMADAN TANI KONULABİLİYOR
Meme kanserinin teşhisinde herhangi bir cerrahi müdahale olmadan da tanı konulabildiği bildirildi. Özel Sevgi Hastanesi’ne meme kanseri konusu ile ilgili yoğun bir başvuru olduğuna dikkat çeken Burhan Tümen muayene öncesinde hastalara meme kanseri konusu ile ilgili, risk etkenleri, meme hastalıklarından korunma tavsiyeleri ve kişinin kendiliğinden meme muayenesini nasıl yapacağını anlattıklarını ifade etti. Op. Dr. Tümen, Özel Sevgi Hastanesi’nde meme kanseri hakkında yapılan tetkik ve tedavi teknikleriy ile ilgili de şu bilgileri verdi:
“Radyoloji ve patoloji ve laboratuvar bölümleri ile beraber çalışılmakta olup tanı için ince iğne aspirasyon biyopsisi ultrason eşliğinde yapılmakta. Ayrıca meme başı akıntılarında sitolojik tetkik için yayma yöntemi uygulanmaktadır. Aynı gün içinde tüm tetkikler yapılıp, cerrahi müdahale olmaksızın tanı konulabilmektedir. Ayrıca operasyon anında patolojik tanı (Frozensection) ve normal patolojik takip incelemesi yapılabilmektedir. Koruyucu önlemlere dikkat. Kilo almamaya dikkat edin. Yağdan yoksul gıdalar ile beslenin. Fiziksel aktivitenizi arttırın. Alkolü ve sigarayı bırakın. Hormon tedavileri yalnız hekim takibinde ve denetiminde yapılmalı, riskli durumlarda hemen kesilmeli. Aile hikayenizde meme kanseri varsa kontrollerinizi kesinlikle düzenli olarak yaptırın.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git